süper üye ol sınırsızca kullan


Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Hobiler & Eğlence
   Gezdim Gördüm Anlatıyorum
   İTALYA___VENETO BÖLGESİ
 


Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
_DEMIR_
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
84 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Zambiya
Aktif Toplam Yazı : 2536
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2010 03:30



Coğrafi Konumu :

Doğu kısmından güneye doğru Dolomitilerin bir bölümünü teşkil eden Bölge, sınırları içinde bulunan Po Deltası ile su açısından zengindir. Görünüm açısından birbirinden farklı iki değişik İtalya’yı Bölgede görmek mümkündür.



Önemli Şehirleri :

Venedik Bölgenin merkezi durumunda olup, diğer önemli merkez konumundaki kentler; Verona, Padova, Vicenza, Treviso, Rovigo, Belluno şeklinde sıralanabilir.



Sanat :

Bölgede çok sayıda önemli Roma Dönemi kalıntısına raslanmıştır; Verona kenti Arenası bu konuda en güzel örnektir. Venedik civarında Bizans etkisi açıkça görülmektedir (St. Mark ve Torcello Katedralleri); denizden içeri doğru bir geniş alanda Romanesk ve Gotik Sanatının göze çarpan birçok örneğini barındırmakta olan Bölge’de Sanat değeri yüksek çok sayıda Rönesans Dönemi Sarayları bulunmaktadır.



Müzeler :

Venedik kenti Akademi Galerisi, 1300-1700 yıllarına tarihlenen Veneto Bölgesi tablolarına ev sahipliği yapar; önemli tabloları olan Franchetti Galerisinin yanında Guggenheim Kolleksiyonu ise çağdaş sanatın uluslararası eserlerini sergilemektedir. Yapılan yıllık organizasyonlar ile Uluslararası ilginin yöneldiği başka bir yer ise Palazzi Grassi’dir.

Verona resim sanatına adanmış olan Verona Şehir Sanat Müzesinin yanısıra, Arkeoloji Müzesi ve Fresk Müzesi; Vicenza kentinde etnolojik ve arkelolojik bir özellik taşıyan Şehir Müzesi ve Pinacoteca Müzesi, Padova’da Giotto Freskleri ile ünlü Scrovegni Şapelini, Şehir Müzesi ve Botanik Bahçesi kayda değer müzeler arasındadır.

Treviso kentinde modern mobilya ve heykelleri ile Casa Trevigiana Müzesi, Rovigo kentinde ise Concordi Galerisi (onbeş-onsekizinci yüzyılları dönemi Veneto Bölge Güzel Sanatlar Okulu) ile Polesine Uygarlığının sergilendiği Şehir Müzesi önemli ziyaret yerleri arasında yer almaktadırlar.



Gezilecek Yerler :

Veneto adaları olarak bilinen Murano, Burano ve Torcello; Brenta Kanalı ve Venet Villları`nın yanısıra büyüleyici ve eşsiz laguna ile görkemli kırmızıya çalan kulemsi tepeleri Dolomitiler ziyaretçilerin yakın ilgisini çekmektedir. Sanat zenginliklerine boğulan Bölge Verona kenti Arena’sında olduğu gibi merkez kentlerinin hemen hemen hepsinde Roma kalıntıları saraylar mevcuttur.

Ortaçağda ünlü bir kent olarak ün kazanan Venedik şehrinde olduğu gibi hemen hemen her şehir ve kasaba Gotik Mimari tarzından Rönesans’a uzanan döneme tarihlenecek ve bütün bu mimari tarzları kapsayacak saraylara ve diğer yapılara sahiptir.

Genel literatürde Venedik ismi Veneto bölgesi anlamında kullanılmaktadır. Gerçekten de kelimeler onu güzelliğinin, küçük şirin adalarının, köprülerinin ve Büyük kanal ve San Marco Meydanı başyapıtların tanımlanmasında yetersiz kalmaktadır.

400’den fazla tarihi kilisesi ile Venedik San Marco Bazilikası başdöndüren mimari tarzı ile dünya çapında eşsiz bir konum kazanmıştır. Güney Veneto bölge Lagunası tablosal nefes kesen manzarası ile başka bir kanal kenti olan Chioggia’nın balıkçı limanıdır.

Bölgede her yer iyi şarap açısından zengindir; Treviso’nun ünlü “kırmızı” ve ”beyaz” şarapları arasında bir gezinti yapılabilir. Fiziki konumları ile eşsiz olan Dolomitiler, muhteşem kayak merkezleri (Cortina, Misurina, San Vito), tırmanma kayaları, trekking olanakları (yüksek seviye rutları) ile doğal parkları ile vahşi yaşam sığınakları ile ün yapmıştır.

20 km uzunluğunda açık-hava müzesi şeklinde bir görünüm arzeden Brenta Kanalından bahsetmemek mümkün değil; Palladio’nun görkemli villaları, Albano ve Montegrotto merkezleri ve güney tarafı Veneto sınırında “Dolomitiler Kraliçeleri” Cortina kasabası.







_DEMIR_
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
84 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Zambiya
Aktif Toplam Yazı : 2536
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2010 03:35



Venedik, dünyada eşi ve benzeri bulunmayan nadir şehirlerden birisidir. Buraya uğrayan bir turist en azından aşağıdaki yerleri gezmelidir:

San Marco (St. Mark) Meydanı:

Bütün dünyaca özellikle gövercinleri ile bilinmektedir. Ünlü cafelere ve lüks mağazalara ev sahipliği yapan üzeri kapalı galerilerle çevrili büyük bir mermer salon şeklindedir. Meydan, Büyük Kanal`a harikulade güzellikteki Piazzetta`dan açılmaktadır.

Üzerinde San Marco`nun Aslanı ve San Teodoro`nun heykelleri bulunan granit sütunlar, Constantinople (İstanbul)`dan getirilmiştir.

San Marco (St. Mark) Bazilikası:

Cumhuriyetin devlet kilisesi olan Bazilika, oniki havariden birisi olan San Marco`nun kemiklerini muhafaza etmek amacı ile 1063 ve 1073 yılları arasında, Avrupa ve Bizans karışımı bir tarzda inşa edilmiştir.

Rönasans doneminde ve 17. yüzyılda bazı değişiklikler yapılmış olan Bazilikanın süslemeleri olağanüstü dercede bol ve harikuladedir.

Yunan haçı tarzında inşa edilen San Marco Bazilikası`nın, soğan şeklindeki kubbesi, haçın kolları üzerine inşa edilen farklı yükseklikteki küçük kubbeler tarafından desteklenmektedir. Zengin süslemeleri bazilikaya `altın kilise` ünvanını kazandırmıştır.

Yurt dışına yapılan bir seferden dönüldüğü zaman, elde edilen hazineler San Marco`da sanat eserine dönüştürülmüş, bu nedenle duvarlar, mermer ve değerli heykeller ile kalın bir tabaka ile kaplanmıştır. Ön cephe, rengarenk mermer ve heykellerle donatılmış beş adet büyük giriş kapısı ile delinmiştir.
Orta giriş kapısının üzerine, Constantinople (İstanbul)`dan getirilen meşhur dört adet bronz at heykeli yerleştirilmiştir. 1797 yılında Napolyon tarafından Paris`e götürülen dört bronz at heykeli, Fransız İmparatorluğunun sona ermesiyle yeniden Venedik`e geri getirilir. Bazilikanın içerisinin göz kamaştıran süslemeleri, ender bulunan mermerler, porfir ve Bizans ve Rönesans etkisinde altın kaplı fon özerine yapılmış mozaiklerden oluşmaktadır. 12. Yüzyıl taş döşemeleri oldukça süslüdür.

Doge (Düka) Sarayı:

Venedik`in bir güç ve şöhret sembolü olan saray, aynı zamanda hem Düka`nın ikamet yeri, hem de hükümetin bulunduğu yerdi. Beyaz ve pembe mermerin oluşturduğu sevimli geometrik şekillerin düzeni ön cepheye büyüleyici bir ifade kazardırmaktadır
Avlu, heykellerle zenginleştirilerek süslenmiş Rönesans stilinin mukemmel bir örneğidir. Ön cephe, değişken ritmik cumbaları ile Venedik tarzı kemerler, sıva ve duvar süslemeleri ile dikkat çekicidir.



Heyet Odası, elçilerin kabul edilme odası olarak kullanılmaktaydı.

Tavan, Veronese ve öğrencileri tarafından yapılan onbir adet resim ile süslenmiştir.



Düka tahtının üzerinde, Veronese tarafından yapılmış olan ve Türklere karşı Lepanto`da elde edilen zafer anısına İsa`ya teşekkürlerini sunan hıristiyan deniz komutanı Sebastian Venier`in resmi bulunmaktadır. Duvarlardaki Venedik Dükalarının portreleri Tintoretto tarafından yapılmıştır.



Senatörler Meclisi salonunun tavanı, Tintoretto tarafından yapılan olağanüstü güzellikteki Venedik`in Kutsalaştırılması ve İsa`nın haçdan indiriliş sahnesi ile süslenmiştir. 52x23m ölçülerinde olan toplantı salonu, sarayın en güzel odasıdır. Duvarlar, Venedik tarihini anlatan resimlerle döşenmiştir; Büyük Meclis salonunda bulunan Tintoretto`nun Paradiso (Cennet)`i, dünyanın en büyük resimlerinden bir tanesidir. Sarayı ile 17. Yüzyıl hapishanesine bağlayan Ponte dei Sospiri (İç Çekme Köprüsü), 1600 yılında üzeri kapalı bir galeri şeklinde inşa edilmiştir.



Aşıkların iç çekmeleri olmayan bu iç çekmeler, mahkumların, köprünün ince kafesli penceresinden belki de hayatları boyunca son kez ve bir an için görebildikleri bir ışığın iç çekmeleridir.



Campanile (Çan Kulesi):

99m. yüksekliğindeki çan kulesinin sadeliği, bazilikanın şaşalı süslemerine büyük bir contrast yaratmaktadır. Tepesine çıkıldığında Venedik`in harikulade manzarası ile karşılaşılır.



10. Yüzyılda inşa edilen campanile, 1902 yılında yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir.



Saat Kulesi 15. Yüzyıla tarihlenmektedir. Kadran ayıları burç sembollerini tasvir etmektedir. Saat kulesinin yukarısında bulunan ve iki adet büyük bronz insan olan meşhur `Mori`ler, 500 yıldır saati çalmaktadırlar.



Canale Grande (Büyük Kanal):

15. yüzyılda Fransız yazar Philippe de Commine tarafından `dünyanın en güzel caddesi` olarak adlandırılan Büyük Kanal, Venedik`in en güzel malikanelerine sahiptir.



Yaklaşık 2 km. uzunluğunda olan kanalda, `Patrici``lerin yaşamış olduğu 200 adet 12. - 18. yüzyıl mermer saraylar yan yana sıralanmıştır.



Sarayların en meşhurları;

- Palazzo Corner geç Rönesans dönemi, Cà Grande`de bulunmaktadır

- Palazzo Corner -Spinelli, Rönesans dönemi

- Palazzo Grimani, geç Rönesans dönemi

- Cà d`Oro, "altın malikane". Venedik`in en güzelidir, geç Gotik dönemi (1440).

- Palazzo Vendramin-Calergi, (Rönesans dönemi), 1883 yılında Wagner burada ölmüştür.

- Palazzo Dario, Gotik dönemi

- Palazzo Rezzonico, heybetli ve çok iyi dengelenmiş geç Rönesans dönemi. Bir 18. yüzyıl müzesine ev sahipliği yapmaktadır.

- Palazzo Foscari, 15. yüzyıl Gotik dönemi, tuğla. Doge Foscari`nin ikamet ettiği yerdi. .

- Palazzo Pesaro, bir barok şahaseri (1710). Bugün, güzel sanatlar galerisi ve doğu sanatı mizesi olarak kullanılmaktadır.

- Ponte di Rialto, zarif Rialto Köprüsü, 1588 - 1592 yılları arasında, bir veya daha fazla kürekleri olan harp gemilerinin altından geçebileceği yükseklikte inşa edilmiştir. Büyük Kanalın eşsiz manzarasına sahip, yan yana sıralı sayısız mağazaların bulunduğu ticaret semtinin merkezinde bulunmaktadır.



Güzel Sanatlar Akademisi

Akademisine bugün, St. Mary of Charity kilisesi ve okulu ev sahipliği yapmaktadır. Venedik resminin sergilendiği yer olan güzel sanatlar akademisinde, Giovanni Bellini, Carpaccio, Mantegna, Giorgione, Titian, Veronese, Tiepolo, Canaletto, Longhi ve Guardi gibi meşhur sanatçıların şahaserleri sergilenmektedir.



VENEDİK`İN YAKIN ÇEVRESİ

Lido

Lido, Adriyatik kıyısında bulunan büyüleyici tatil yerlerinden birisidir. İtalya`da kumar oynanılmasına izin verilen bir kaç yerden birisi olan Casino, modern çizgilerde hizmete vermektedir. Bir başka guzel modern yapı, Ağustos ve Eylül aylarında Uluslararası Film Festivaline ev sahiliği yapan saraydır.



Murano

Ana caddesinde bir kanal ve kanalın iki yakasında yan yana sıralanmış Rönesans evlerinin bulunduğu Lagona`daki küçük şirin bir köy adası olan Murano, 1300 yılından beri önemli bir cam-üretim merkezi konumundadır.

Cam İşçiliği Müzesi, geçmiş ve modern zamanların süslemeli, işlenmiş cam eşyalardan oluşan eşsiz kolleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır.



San Michele

Stravinsky gibi bir çok sanatçının mezarının bulunduğu Venedik`in mezarlık yeridir. Ayrıca, Rönesans dönemine ait hoş bir kilse bulunmaktadır.



Torcello

Bu ada köyü, bir zamanlar piskoposun ikamet ettiği önemli bir kasabaydı; 9. Yüzyılda gerilemeye başlamıştır. Görülecek en önemli yerler: piazza, 11. yüzyılda Romanesk tarzında ve sekizgen planda inşa edilen Santa Fosca Kilisesi, 11. yüzyıl güzel mozaik döşemelerin ve Korint tarzı yunan mermer sutunların üzerine yerleştirilen harikulade kemerlerin bulunduğu 9.-11. yüzyıl Katedrali`dir.



Burano

Danteli ve farklı renklere boyanmış evleri ile meşhur rengarenk balıkçı köy adası. Dantel ören kadınlar, sokaklara bakan evlerinin önünde oturarak bugün bile çalışmaktadırlar.







_DEMIR_
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
84 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Zambiya
Aktif Toplam Yazı : 2536
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2010 03:39


Kanallar, Köprüler, Adacıklarla Dolu Bir Şirinlik Abidesi: Venedik

Venedik ve tarihiyle ilgili anlatılacak şeylerin birçoğu San Marco Meydanı`nda sona eriyor. Ondan sonra bu küçücük, ama çok şirin şehri gezmek için kendinizi o daracık sokaklara atıyorsunuz.

Yaklaşık 118 adacık üzerine kurulmuş olan Venedik şehrinde adaları birbirlerine bağlayan 170 kanal ve 400`e yakın köprü bulunuyormuş. Bu kanalların en büyüğü Grand Canal (Büyük Kanal) ve köprülerin ise en büyüğü Rialto Köprüsü (ilk resim). Rialto Köprüsü`nün kendi görsel güzelliği dışında üzerinden fotoğraf çekmeye çok müsait bir yer olduğunu da belirtmem gerekir.

İkinci resimde gördüğünüz o Üsküdar-Beşiktaş hattında çalışan motorlara benzeyen şeye Vaporetto diyorlar. Adacıklar arasındaki ulaşım Vaporettolarla sağlanıyor. O meşhur gondollar ise daha sefa amaçlı kullanılıyor. Hatta akşam sevgilinizle birlikte bir gondola binebilir, şampanya açtırabilir ve yanınızdaki gondolda size eşlik eden serenat ekibi eşliğinde kanallar arasında yaklaşık iki saat süren bir gezinti bile yapabilirsiniz. Ancak biz hem zaman kısıtlamasından hem de bir Venedik gerçeği olan son derece yağmurlu bir öğleden sonraya denk geldiğimizden dolayı gondolları ancak kıyıdan ve köprülerden izleyebildik.

Araba sesi ve görüntüsü olmayan bir şehirde olduğunuzu düşünün. Binaların hepsinin görünümü eski. Sokaklar en fazla iki kişinin yan yana geçebileceği darlıkta. Çıkmaz bir sokağa girdiğinizde karşınıza bir gondol çıkabiliyor! Şehrin her noktası koruma altında... Düşünecek olursanız eğer, aslında ayak bastığınız her kara parçası bir adacık! Burada farklı bir gerçeklikte olduğunuzu hissediyorsunuz ve bu size çok iyi geliyor. Şehrin her an kaybolabileceğiniz ama kaybolmanın da çok keyifli olduğu sokaklarında karşıma çıkan görüntüleri aşağıda göreceksiniz. Kaybolursanız korkmayın, küçücük bir şehir ve en kötü ihtimalle her yerde önünüze San Marco Meydanı`nı gösteren tabelalar çıkacaktır.

Venedik`teki adacıklardan en ünlü iki tanesi olan Murano ve Burano Adaları`nı da görmeyi planlıyorduk. Hatta azimle yola çıkarak Murano`yu gördük de diyebilirim. Ama yalnızca görüp, döndük. Neden mi? Size yağmura yakalandığımızı söylemiştim, değil mi? :) İşte o yağmur öyle böyle bir şey değildi. Gündüz harika olan o hava, akşamüstü eski Türk filmlerindeki o abartılı yağmur sahnelerini andırıyordu adeta... Ama yağmura bir sandalet feda etmiş olsak da ondan bile çok keyif aldık. Bu arada Venedik`te bir gün geçirecekseniz, bu adalara gitmek yerine hiçbir şey yapmadan Venedik sokaklarında dolaşmanızı bile tavsiye edebilirim. Ama iki ya da daha çok gününüz varsa, ikinci günün birkaç saatini cam işçiliğinde ustalaşmış olan Murano Adası`na ve dantel işlemeleri ve örtüleriyle ünlü Burano Adası`na ayırabilirsiniz.

Yağmuruyla, güneşiyle, meydanıyla, ara sokaklarıyla, güvercinleriyle, kanatlı aslanlarıyla, maskeleriyle her şeyine bayıldığım bu masal kentinin önümüzdeki yüzyılda varlığını sürdüremeyecek olması ne kadar acı! Tadımlık bir Venedik gezisi yaptım, ama bu şirin şehre en az 2-3 günlük bir doyumluk gezi daha yapmak istiyorum. Zaten yeniden gidebilmek için orada bir şeyler bıraktık. Bakalım işe yarayacak

_DEMIR_
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
84 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Zambiya
Aktif Toplam Yazı : 2536
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2010 03:41


Venedik Festivali ve Maskelerinin Hikayesi


Venedik’te, maske kullanımına ait en eski yazılı belge 2 Mayıs 1268 tarihine kadar uzanır. Bu belgede, maskeliler için “yumurtalar” adlı oyunu oynamanın yasaklandığı anlatılıyordu. O günkü Venedik halkında yayılan ahlaki çöküntüyü önlemek için 14. yüzyılın başlarından sonra yeni yasalar çıkartılmaya başlanmıştı. 22 şubat 1339 da yayınlanan resmi bir emirle karnavalın kısıtlayıcı kuralları belirlenmiş ve maskelilerin, geceleri dışarı çıkmalarına yasak getirilmişti. 24 ocak 1458 de “multas inhonestates”(toplu ahlaksızlık) yapmak için kadın kılığına bürünerek kadınlar manastırına girmekten erkekleri men eden bir emir, o günkü Venediklilerin ne kadar ahlaksız olduğunu anlamamızda yardımcı olabilir. Rahibeler manastırındaki ahlaki durumu düzenleme teşebbüsüyle ilgili 3 şubat 1603 tarihinde yayınlanan emirde aynı doğrultudadır.

Maskelilerin, rahibelerle oturup konuşmak ve toplantılar düzenlemek için rahibelerin kaldıkları yerlere girmeleri yasaklandı. Sık sık maskelilerin silah ya da zarar verici alet taşımasını ve kiliselere girmesini yasaklayan emirler çıkartılıyordu. Bu emirler “uygunsuz kıyafet” giyinen şehir halkının da kiliselere girmesini yasaklayacak şekilde genişletildi.1608 önemli bir yıldı Venedik için, 10 uncu konsey tarafından yıl boyunca maske takmanın cumhuriyete ciddi bir tehdit gibi göründüğünü ifade eden emir yayınlandığı zaman tarih tam olarak 13 Ağustostu. Bu ahlaka aykırı davranışın korkunç sonuçlarından kaçınmak için her vatandaş, soylu ve yabancı sadece karnaval günlerinde ve resmi ziyafetlerde maske takmaya zorlandı.



Bu kanunun ihlaline karşı verilen cezalar ağırlaştırıldı.Bu anlamda bir erkek için 2 yıl hapis, 18 ay kürek mahkumu olarak cumhuriyete hizmet (ayağından prangalı olarak) sadece bu da değil, 10’uncu konseye ödenmek üzere 500 venedik lirası para cezası da vardı. Kadınlara gelince, onlar, St Mark’tan Rialto’ ya bütün yol boyunca kırbaçlanır ve sonra halkın alay etmesi için St. Mark’ın iki sütunu arasında bekletilirdi. Ayrıca bu kadınların, 4 yıl için Venedik cumhuriyeti sınırları içine girmesi yasaklandı ve 10 uncu konseye 500 venedik lirası ceza ödemek zorunda bırakıldılar.

1608 tarihli emirden, 50 yıl sonra, 15 ocak’ta ,10’uncu konsey , maske takma ve silah taşıma yasağını yeniden onaylayan yeni bir bildiri yayınladı.Ek olarak, maske takarak kutsal yerlere girmek ve özellikle maskeyle dinsel kıyafetleri giymek yasaklandı . Aynı emirde davulların kullanımı, gün ortasından önce men edildi ve karnaval döneminin dışında her ne şekilde olursa olsun dans etmek bile yasaklandı. Birçok Venedikli soyluyu alacaklılarından kaçmak için maske takarak kumar oynamaya giderken görmek mümkündü ve bundan dolayı 1703’de, yıl boyunca kumarhanelerde maske takmak yasaklandı.

1699 ve 1718 yıllarında çıkarılan iki farklı emir, karnaval tarihine denk gelen Lent (Paskalyadan önce gelen büyük perhiz) ve diğer dinsel festivallerde maske takmayı yasakladı.1776 yılında , bütün kadınların tiyatroya maske ve pelerin takmadan gitmesini yasaklayan ve “aile şerefi” adında şimdiye kadar unutulmuş bir kanun ortaya çıkartıldı.Cumhuriyetin yıkılmasından sonra, Avusturya hükümeti, hem özel hem de seçkin tabakanın partilerinde maskelerin kullanımını yasakladı. (Mesela, la, Cavalchina della Fenice). İtalyan-Amerikan hükümeti, daha açık fikirliydi, ama şimdi de Venediklilerin özgüveni kalmamıştı .Venedik, artık karnaval şehri değil sadece kişisel özgürlüğün olmadığı küçük bir imparatorluk vilayetiydi. İkinci Avusturya hükümeti esnasında, bir defa daha maskeleri takma izni verildi.

KARNAVAL YERİ

Venedik karnavalı, herkes için büyülü bir zamandı, ve tüm şehri ilgilendirirdi. Karnaval, bütün toplum ve devlet kurallarını yıktı ve sıradan bir vatandaşa şenlikte kendini kaybetme şansı verdi. Karnaval dönemi, Venedikliler için maskelerini ve komik giysilerini giydikleri yoğun bir dönemdi. Saray bahçeleri, her türlü partilere,şovlara, müzikal olaylara kapılarını açarken gece gündüz aydınlatılırdı.Kanallar boyunca insanlar birbirlerini “günaydın bayan maske” diye selamlardı. Kişisel kimlik, cinsiyet ve sosyal sınıf yoktu; önemli olan karnavalın büyük yanılsamasında yer almaktı.

MASKELER

Venedik şehrinde maske , eski bir gelenektir ve yılın birçok ayı boyunca kullanılmıştır. Maskelerin, karnavalın başlangıcını belirleyen, Santo Stefano gününden, sonunu belirleyen Tövbe Salısı`nın gece yarısına kadar takılmasına izin verilirdi. Doğal olarak, dinsel festivallerin olduğu günlerde yasaklanmıştı. Venedikliler, yalnızca karnaval zamanı ve Hz.İsa’nın cennete yükselişini andıkları on beş gün esnasında da (yani haziran ayının yarısı boyunca) maskelerini takarlardı ve zamanla birkaç istisna dışında maskelerini takmaya son verdiler.

Daha sonra, 5 Ekimden Noel bayramının başlangıcına kadar(16 Aralık) zamanda maske takılmasına izin verilmiştir. Resmi ziyafetler veya Serenissima Cumhuriyetinin diğer kutlamaları gibi bütün büyük olaylar esnasında "Maske ve pelerin" giyilmesine izin verildi. Maskenin, birçok kullanımı vardı — kumarbazları düşüncesiz bakışlardan korumak, (özellikle alacaklılarından kaçınmak), veya cadde köşelerinde dilenen “düşkün” asiller tarafından kullanılırdı.

_DEMIR_
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
84 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Zambiya
Aktif Toplam Yazı : 2536
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2010 03:44



Katedral

Ulu ve muazzam bir katedral olan bu beyaz mermer, çan kuleleri ile dolu, duvarının beşikçatı ile birleştiği yerdeki üçgen bölümleri, üzerindeki sivri tepeli kuleleri ve heykelleri ile, arnavut kaldırım taşlı büyük gezinti yolunun en sonunda yer alamaktadır.

1386 yılında Gian Galeazzo Visconti`nin emri ile başlatılan inşası, 15. ve 16. yüzyıllarda İtalyan, Fransız ve Alman duvarcı ustalarının da el emeği ile tamamlanmıştır. 1805-1809 yılları arasında Napolyon`un emri ile yapılmış olan ön cephe`nin tasarımı, Fransız mimar Nicolas de Bonaventure tarafından gerçekleştirilmiştir. Olağanüstü yükseklikteki 50 adet sütun tarafından dört adet koridor oluşturulmuştur. Transeptler üç adet koridora sahiptir. İspanyol II Philip`in hediyesi olan kripta`da 1584 yılında ölen ve Milano`nun piskoposu olan San Carlo Borromeo`nun mezarı bulunmaktadır. Bina, 135 adet sivri kule ve beyaz mermerden yapılmış incelik ve zerafet dolu heykeller ile süslemiştir. Tepede, sivri kulelerin en yükseğinde, Meryemana`nın yaldızlı küçük bir heykeli bulunmaktadır.

Via ve Piazza Mercanti

Via Mercanti caddesinde, ön cephesinde aziz heykellerinin bulunduğu ve 1564 yılında inşa edimiş Yargıtay Sarayı bulunmaktadır.

Dünyanın en meşhur opera binası olan La Scala (Teatro alla Scala), 1776 - 1778 yıllarında Santa Maria della Scala Kilisesinin bulunduğu yere inşa edilmiştir. Opera binasının salonunda Rossini, Bellini, Donizetti, ve Verdi`nin heykelleri bulunmaktadır. Scala Müzesi, tiyatrosal hatıralara ev sahipliği etmektedir.

Brera Sarayı ve Resim Galerisi

17. Yüzyıl sarayıdır. Lombardia ve Kuzey İtalya sanatçılarının zengin eserleri bulunan resim galerisinde Piero della Francesca, Signorelli, EI Greco, Caravaggio, Rubens, Rembrandt, Van Dyck, Tiepolo, Canaletto ve Guardi`nin çalışmalarının yanı sıra 15. - 16. yüzyıl Lombardia Okulu resimleri çok iyi muhafaza edilmiştir.

Sforza Kalesi (Castello Sforzesco).

Bu yapı dört kenarlı heybetli bir tuğla bloğundan oluşmaktadır. 15. Yüzyılda Francesco Sforza tarafından, eski Visconti kalesinin hemen yanıbaşına inşa ettirilmiş olan bu kale, 19. yüzyılda restore edilmiştir. Kare planlı 240 m. uzunluğunda dört adet kenarı, büyük bir avlusu, 90x70 m. boyutlarında silah meydanı, Ludovico il Moro tarafında inşa ettirilen ve Bramante`ye atfedilen harikulade bir loggia`sı bulunan kalenin duvarlarının kalınlığı yaklaşık 36 m.dir.

Eski Sanatlar Müzesi

Kaledeki müze, 14. yüzyıl Barnabo Visconti mezarı ve Michelangelo tarafında yapılan Pietà Rondanini`nin yanı sıra çok güzel heykellere ev sahipliği yapmaktadır.

Santa Maria delle Grazie Kilisesi

Bramante tarafından 1465 - 1490 yılları arasında Dominican`lar için inşa edilmiş bir Rönesans yapısıdır.

Geçmiş zamanlarda Manastır yemekhanesi olarak kullanılan kilisenin sol tarafında, Leonardo da Vinci tarafından 1495 - 1497 yıllarında yapılmış dünyaca meşhur ``L`Ultima Cena`` ya da `Last Supper` olarak adlandırılan `Son Yemek` sahnesi bulunmaktadır. Bu fresk, değişik dönemlerde defalarca restore edilmiştir. Bu sahne, İsa`nın havarilerine "içinizden birisi bena ihanet edecek" sözünü söylediği andaki dramatik manayı tasvir etmektedir.

Sant`Ambrogio Bazilikası

Bazilika ilk olarak, 4. yüzyılın sonlarında Milano`ya piskopos olarak atanan, Alman soylularından, San Ambrose tarafından inşa ettirilmiştir. Bugünkü yapı ise, 11. - 12. yüzyıllarda Lombardia Romaneski tarzında inşa edilmiştir. Cripta`sında Sant`Ambrose`dan geriye kalanlar muhfaza edilmektedir.

Poldi Pezzoli Müzesi

Eserler, harikulade bir şekilde döşenmiş bir konakta sergilenmektedir.

Antik silah ve zırhlar, iran halıları ve zengin bir Rönesans resim kolleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır.

Ayrıca, dünyanın en önemli müzelerinden birisi olan Ulusal Bilim ve Teknoloji Müzesi ziyeretçilerin ilgi odağıdır.




_carley_
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Bayan
Bodrum
Muğla
Aktif Toplam Yazı : 1886
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2010 09:24


abi bunları tek tek oturup yazdın mı sen ?

vay bee!:)))

_DEMIR_
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
84 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Zambiya
Aktif Toplam Yazı : 2536
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2010 14:01


2003-2007 Yılları arasında proje çalışmaları nedeniyle 8 günlüğüne italya ya gitmiştim.Tabii bizim gezilerimiz bir plan dahilinde yapılıyordu.

İnan turla gitsen veya kendin gitsen o şekilde gezemezsin carley kardeşim:)

_carley_
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Bayan
Bodrum
Muğla
Aktif Toplam Yazı : 1886
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2010 14:15


ne güzel ya güzel bir deneyim olmuş senin için :))

ben de hindistana gitmek istemişimdir hep neden bilmem sanırım o otantik havası beni çeken:))

_DEMIR_
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
84 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Zambiya
Aktif Toplam Yazı : 2536
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 09.06.2010 22:43


Düşlerinin gerçek olmasını dilerim.))

_____DeMir____
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
60 yaşında / Erkek
Fatih
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 595
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 12.08.2011 17:16


Trevisio şehri antik Roma şehri olan "Tarvisium" idi. Batı Roma imparatorluğu çökmaye başlayınca şehir çökme gösterdi. İtalya`ya giren kavimlerin bir yerleşme yeri oldu. Bazı tarihçilere göre 541den itibaren Ostrogot kralı olan Totila`nın doğum yeri Treviso`dur.
Sonra Bizans Imparatorluğu Ravenna Ekşarjliğina bağlanmıştır. 568de Lombardlar eline geçmiş Lombard krallığının 36 düklük merkezinden biri olmuştur. Sonra Franklar eline geçmiştir. Şarlman tarafından bu imparatorluğun "Marca Treviğiana" sınır bölgesi merkezi yapılmıştır. Şehir yaklaşık 1167de kurulan "Lombard Ligi"ne katılmıştır. 1183 ile 1339 arasında "Bağımsız Şehir" olarak kendikendini idare etmiştir. Şehir kilise ve papa yanlısı Gelfler ve imparator yanlısı Ghibellino’er arasındaki mücadelere sahne olmuştur. Şehir önemli "soylu" ailelerin nüfuzu altına kalıp onlar tarafından idare edilmiştir; örneğin 1237-1260 arasında "Da Romano" ailesi; 1280den itibaren "Gherardo III da Camino" ve "Da Camino" ailesi. 1329–1339 arasında Scieları ailesi idaresinden sonra şehir "Venedik Cumhuriyet" idaresine geçmeye karar vermiştir.
Venedik Cumhuriyetinin ana İtalya karasında ilk idareyi eline aldığı arazi olan Treviso şehri ve civarı 1797ye kadar Venedik Cumhuriyeti idaresi altında kalmıştır. Bu dönemde Treviso şehri etrafına çok güçlü bir şehir suru (mura) çevrilmiştir. Aynı zamanda şehrin yakından bulunan akarsular mavnaların kullanılması için derinleştirilmiş ve Treviso-Venedik arasında yük ve yolcu nakli su üzerinden yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca bu akarsular üzerinde çok sayida su değirmeleri kurulup Treviso ve civarı Venedik`in besin merkezi olmuştur.
1797de Napolyon Bonepart idaresindeki Fransa`nın İtalya`yı istilasında Trevisio ve ili Fransızlar eline geçmiş ve şehir Fransız idaresi altına "Taglıamento" deparmanının merkezi olmuştur.
1814de ve Viyana Kongresi ile Kuzey İtalya ve Treviso Avusturya-Macaristan İmparatorluğu`na bağlanmıştır. 1848 yılı devrimleri sırasında Mart-Haziran arasında Avusturya garnizonu şehirden atılmış; ama sonra gelen Avusturya ordusu bir kuşatma ve bombardımandan sonra şehire tekrar Avusturya idaresini geri getirmiştir.
1866da Sardınya-Piyemonte Krallığını kabul edip birleşik İtalya Krallığına dahil olmuştur. I. Dünya Savaşı sırasında Avusturya sınırı yakından olduğu için çok stratejik bir mevki olmuş ve 24 Ekim-3 Kasım 1918de şehrin hemen kuzeyinde yapılan "Vittorio Veneto Muharebesi" ile İtalyan ordusu Avusturyalılara galip gelip Çekoslavkya, Macaristan ve Güney-İslavların ayrılıp Avusturya-Macaristan İmparatorluğu`nun çözülmesine baş faktör olmuştur.
İkinci Dünya Savaşı sırasında şehirde Yugoslav harp esirlerini ve politik tutukluları için "konsentrayon kampı" kurulmuştur. Bu 1943de İtalya`nın harpten ayrılma ilanına kadar devam etmiş ve bundan sonra şehir Alman idaresi altın girmiştir. Bu istila sırasında Treviso müteffik hava kuvvetlerinin büyük bombardımanlarına hedef olmuş ve orta-çağlardan kalan şehir tarihsel merkezi yerle bir olmuş ve şehir halkı büyük zayiat vermiştir.
Coğrafi konum

Treviso şehri "Botteniga Nehri" ile "Silla Nehri"nin birletiği mevkide kurulmuştur. Piave Nehrinin sağ tarafının 15km güney-batısında ve Alpler ve Venedik Körfezi arasında konumlanmıştır. Treviso [[Venedik]`in 30km kuzeyinde; Vicenza`nın 50km doğusunda, Padova`nın 40km kuzeybatısındadır.
Demografi

Treviso belediye sinirlari icinde yasiyan nufus (31.12.2008 tahminine gore) 82.206 kisidir. Bunlardan yaklasik 3.000 kadari antik Venedik Cumhuriyeti surlari (Mura) ile cevrili tarisel sehir merkezinde yasamaktadir. Sehir ve varoslarinin nufusunun 80.000 oldugu ve sehirlesel bolgenin nufusunun ise yaklasik 170.000 oldugu tahmin edilmektedir.
Sehrin nufusunun 19. yy sonlarindan itibaren gelismesi su Italyan nufus sayimi verilerinin gosterimi ile verilebilir:

Ekonomi ve ulaşım

Uluslararası ünlü giyim ve konfeksiyon üreticisi ve pazarlamacısı olan Benetton şirketinin; tüketici beyaz eşya ve elektrikli makineler imalatçısı DeLonghi şirketinin ve bisiklet imalatçısı Pınarello şirketinin idare merkezleri ve önemli imalat merkezleri Treviso`da bulunmaktadır.
Şu özel isimli İtalyan devlet karayolları Treviso şehrinden geçmektedir:
İtalyan devlet karayolu "SS 13 Pontebbana": Venedik-Mestre`den Treviso`dan geçip Conegliano, Pordenöne ile Avusturya sınırı ve "Terraglio" adlı Mestre - Treviso kısmı.
İtalyan devlet karayolu "SS 348 Feltrina": Treviso - Feltre.
İtalyan devlet karayolu "SS 53 Postumia": Vicenza`dan başlayıp Treviso`dan geçip ve Cittadella ve Portogruaro .
"Treviso Centrale" tren garı şu demiryolu hatlarında bulunmaktadır:
Venedik-Udine demiryolu hattı ve ana hat: Treviso`yu Udine, Venedik ve Trieste ile bağlamakla birlikte Mestre yoluyla Molano ve Roma`ya baglantilidir.
Montebelluna-Treviso hattı:Treviso ile Montebelluna bağlantısı ile dağcılık ve kayakçılık için
Calalzo di Çadore ve diger merkezlere bağlantı.
Vicenza-Treviso hattı.
Treviso-Portogruaro hattı.
Treviso şehrine 3km uzaklıkta "Treviso Sant`Angelo" havaalanı bulunmaktadır ve "Venedik Treviso" adıyla bu alandan bazı ucuz uçak şirketleri (örneğin Ryanair) uluslararası seferler yapmakta ve birçok "charter" şirketleri de bu havalanını kullanmaktadır.

gardaseee
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
45 yaşında / Erkek
Kadıköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 6
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 07.06.2012 14:43


Verona bolgesınde Gardasee d ıkı kez tatıl yaptım sırnıone ve lımonede ıkısıde ınanılmaz sehırler..
Venedık cevresıne de ıkı kez gıttım bırınde Bıbıonede denız tatılı yaptım denızı kotu olsada tatıl ıcın muhtesem bır yer cunku venedık bır saat mesafede ıstedıgın zaman gıt.Bırde yıne kucuk sahıl kasabası Jesolo var tekneyle venedeık ayagının dıbınde muhtesem bır sahıl kasabası..Italyada hemen her sehrı(napolı harıc gormus defalarca gıtmıs bırı olarak ıkı sehrı gormesı gerekır ınsanların dıyorum bırı basta forum romanası ıle Roma dıgerı de bır ortacag sehrı olarak kalmıs Sıena...

gardaseee
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
45 yaşında / Erkek
Kadıköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 6
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 05.04.2013 13:56


Veronaya gıtmısken mutlaka ugranılası bır yer tanırım o da Lago dı Garda ve cevresı yanı Garda gölü.Bır de Venedıge yakın Jesolo sahıl kasabası gıdılecek yerlerdır .Italyanın tamamını gezmıs ve 20 cıvarında gıtmıs bırı olarak ıstenılen heryerı anlatabılırım:)


[1]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan