süper üye ol sınırsızca kullan


Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Yaşam
   Yazı Dünyası
   SEVDİĞİM ŞİİRLER
 


Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
LA_TAHZEN41
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
82 yaşında / Bayan
Yurtdışı
Sudan
Aktif Toplam Yazı : 15
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.05.2012 23:58


Şimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız doğmuş gökyüzü ay-aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım tenhasında gecenin
Avutulmamış bir ben...
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Bu da benden sana
Ayrılığın hediyesi olsun...
Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun...
Şimdi iyi niyetlerimi
Bir bir yargılayıp asıyorum
Bu son olsun be.. bu son olsun!
Buda benim sana
Ayrılırken muazeretim olsun!
Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın!.
İşi-gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
Hiç uyumamış bir ben...
Şimdi dişlerimi sıkıp
Dudaklarıma kanamayı öğrettim
Ki bu kızıl damlalar
Körpe yanağında bir veda busesi olsun
Bu da benden sana
Heba edilmiş bir aşkın
Son nefesi olsun..
Kafamı duvara vurmadan
Tanıyabilmek seni
Beyninin içindekileri anlayabilmek
Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun!
Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
Olsun be! ne olacaksa olsun!
Bu da benim sana
Ayrılırken şikayetim olsun!

hongjack
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
42 yaşında / Erkek
Bakırköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 669
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 24.09.2012 06:36



GÜNÜN ŞİİRİ

Eşkiya Dünyaya

Ne,çağlar geçmiş bu sahneden
Şimdi,herkes medya peşinden.
Herkes,görünmek istiyor.
En,ağır yerinden.

Vurgun,yesende
Yıkılsanda,ezilsende.
Bu,dünya yalnız eşkiyaya.
Yani,kötüye kalıyor.

Katil,defterine sığmıyor yazı
Fermandan,yok mühür sazı.
Adalet,bunun neresinde.
Söyleyin,bazı bazı.

Eşkiya,dünyaya hüküm sürmek
Hükmetmekle,yenmek.
Yılanın,kafasını koparmak.
Başını,ezmek.
Eşkiyaya,malüm olmuş.

Dünya,eşkiyalara kalmış
Adalet,sonradan varmış.
Çiyanlar,kara sarmış.
Bu,eşkiyanın hükmü.

Bir yanımı sardı, çelik zırhlı duvar
Bir yanımı sardı,zabıttan askerler.
Kapalı,kaldım açık açık bak.
Ellerim,nerede.
Bak,kelepçeler vurulmuş yine.

Eşkiyadan,yemişiz kazığı
Arkadan,vurulmuş alın yazı.
Şansımız,böylemiş görmek varmış infazı.
Görmemişiz,dar ağzı.

NAZLI139
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Bayan
Bakırköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 8
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 23.12.2012 14:31


TUT YÜREĞİMDEN USTAM !!

Ustam!
Aklım firarda.
Gözbebeklerimde müebbet hüzün,
Dilimde ay kesiği bir yara,
Düşüm kırık dökük,
Umudumun boynu bükük,
Bir öksüzün omuzlarında sukut.
Yüreğim sana emanet sıkı tut.
Tut ki; kancık pusulara düşmesin.
Bir hain kurşunu gelip deşmesin.

Ustam,
Ne zaman o senin bildiğin zaman,
Ne sevda gördüğün masallardaki.
Eskiden,
Halı tezgahında dokunurdu aşklar,
Nakış nakış, körpe kız ellerinde.
Mendillere yazılırdı isimler,
Yüreklere kazılırdı gizlice.
Sevdalılar asil ve de yürekli
Sevdalar, kavgalar iki kişilik.
Oysa şimdi;
Çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
Meşru sevdalardan,
Gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,
Günahkar gecelerden.

Beni herkes sevdaya asi sanır,
Oysa aşk, beni nerde görse tanır,
Hasret tanır,
Zulüm tanır,
Ölüm tanır,
Yüzüm yüzümden utanır.

Yorgunum ustam;
Ne katıksız somun isterim senden,
Ne bir tas su,
Ne taş yastıkta bir gece uykusu.
Var gücünle asıl sükunetime,
Çığlığım kopsun,
Uzat ellerini güneşe dokun,
Uyandır uykusundan,
Tut yüreğimden ustam tut,
Tut beni, sür güne...

SERKAN UÇAR...

NAZLI139
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Bayan
Bakırköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 8
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 23.12.2012 14:54


Sen bilemezsin geceyi..
Geceleri sokak lambaları altında oturan yalnızlıkları.
Kaç gece sana dağlardan şarkılarını yolladı rüzgarlarla?
Sen,kaç geceye dost oldun.
kaç saat dayanabildin ona ..
kıvrıldığın yerde uykuya mı daldın hep...?
Sen bilemezsin yalnızlığı...
Hiç ses duymadığın bir yalnızlık yasadın mı?
sen kaç ...yalnızlığa dost oldun..
kaç saat dayanabildin ona..
yüzüne kaç kapı kapayıp kaçtın yalnızlıkların...?.
Sen bilemezsin ağlamayı...
Gözlerin dolduğu anları ağlamaktan miı sayıyorsun hala?
Sen,kaç kez bir basına ağladın..
kaç saat dayanabildin gözyaşlarına..
Ellerinle yüzünü kapatıp,kendinden mi sakladın hıçkırıklarını...?
Sen bilemezsin içmeyi...
Şişenin dibini bulduğun an midir sana göre içmek?
Sen kaç kez,şarap tadında buruk şarkılar söyledin..
kaç saat dayanabildin sarhoşluğuna..
Kadehini aklındakilerle mi yoksa yüreğindekilerle mi içtin...?
Sen bilemezsin sevmeyi... sevgi dediğin sadece seni sevenleri mi sevmek?
kaç vakit ayırabildin sevmeye..
Sadece severek kaç vakit dayanabildin..
İçinde öldürdüğün sevgilerin sahipleri nerede!
Kaç kalpten ceketini alıp cıktın şimdiye dek...?

NAZLI139
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Bayan
Bakırköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 8
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.12.2012 01:33


HÜZÜNDÜR YAKAMIZDA İYİ DURAN..

Verdiğimiz her sözün ardındayız sevgili!
Her yeminin, her düşünü kurduğumuz ülkenin ardındayız.
Kanla mühürlenmiş yüreğimiz ve ancak sevgilinin gözleri açabilir yüreğimize vurulan kilidi.
Kilit ki yazgısı mecnunun, göz ki leyla amadır.
Saçımızdan dökülen her bir tel,
Sevgiliye uçurulan ak bir güvercinden başkası değildir aslında.
Karanlık sözler söylüyorsak ve ağzımızda yanık bir türkü dolaşıyorsak kenti köşe bucak,
Mutlu resimler çizemiyorsak dünya tuvalinde,
Yılkı atlar gibi dolaşıyorsak başıboş; sebebi malumdur.
Bil sevgili,
Bil ki savruk dolaşan her yılkının bir doru tarafı vardır.
Ve her yılkı sevgiliyi arayan mecnundan başkası değildir aslında.
Ve her kentin ve her karlı dağın ve her ovanın ve yüreğin her bir sızlayan,
Bir çöl tarafı vardır.
Ve her çöl mecnun için bir leyladır aslında.
Ağaç leyla, taş leyla, gün güneş leyla, gece en zifirisinden ve fırtına yüreğinde kopan mecnunun, serap değil leyladır.
Kansa akacak olan, kansa boşalacak olan damardan,
Leyladan başkası değildir aslında.
Lakin sen anlamazsın sevgili!
Ağlamayı unuttuğun gün, anlamayı unuttuğun gündü.
Sen ağlatmayı seçtin…
Karanlığın en koyusu güneşe muhtaç,
Meryem İsa’ya gebe,
Yusuf aydınlığa mahkumdu bilemedin.
Ve kent henüz ne mecnunun türküsünü söyledi,
Ne kentin Allah’a açılan ellerinden bir sala yükselir sevgili!
Ve ne de mecnun için ağıt yakılır biline.
Haberin yok biliyorum.
Sen anlamasan da ben söyleyeyim sevgili;
Yüreğim yüreğindedir”.
Bil ki yüreğinde hüzün,
Bil ki yüreğinde acı duyuyorsan arasıra,
Yüreğinde hüzünden başkasına yer yoksa kimbilir,
Bil ki hüzün yakamızda iyi durduğundandır…

Nevzat ONMUŞ

NAZLI139
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Bayan
Bakırköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 8
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.12.2012 01:42


Tek Hece Aşk

Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim!
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim.

Kimsesizim hısmım da yok hasmım da…
Görünmezim cismim de yok resmim de..
Dil üzmezim tek hece var ismimde,
Barınağım gönül denen yer benim.

Bülbül benim lisanımla ötüştü,
Bir gül için can evinden tutuştu,
Yüreğine toroslardan çığ düştü,
Yangınımı söndürmedi kar benim.

Niceler sultandı, kraldı, şahtı;
Benimle değişti talihi bahtı;
Yerle bir eyledim tâc ile tahtı;
Akıl almaz hünerlerim var benim.

Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
Her oyunu bozan gizli zor benim.

İlahimle Mevlana’yı döndürdüm,
Yunusumla öfkeleri dindirdim,
Günahımla çok ocaklar söndürdüm,
Mevla’danım; hayır benim, şer benim.

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin’di;
Hatrım için yüce dağlar delindi;
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi;
Kuvvet benim, kudret benim, şer benim,

Yeryüzünde ben ürettim veremi;
Lokman hekim bulamadı çaremi;
Aslı için kül eyledim Keremi;
İbrahimin atıldığı kor benim.
Benim adım AŞK!

Cemal Safi

NAZLI139
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Bayan
Bakırköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 8
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.12.2012 02:05


Misafir Odası

Yirmi yıl önce, on yaşımdaydım…
İlk mektebin 3/A sınıfındaydım.
Sırtımda kara önlük, boynumda ak yaka,
Elimde ağabeyimden kalma yırtık bir çanta,
Çakılıp kalmıştım evin giriş kapısında…
Şaşkınlığım, fırtınalar koparmıştı dimağımda…
Ne çok ayakkabı vardı böyle,
Ne çok ses vardı içeride…
Bir teyze, beni kapıda görünce,
Eğildi boyumca…
Korku doldu birdenbire içime, gözlerime bakınca…
Ne oluyordu, bütün bunlar neyin nesiydi?
Kardeşlerim, annem, babam nerdeydi?
Şaşkınlığım, beynimin her yerindeydi!
……….
Soldaki ilk oda, misafir odasıydı.
Misafir odasından duyduğum tek şey, hıçkırık sesiydi!
Elimden tutup, dip odaya götürdüler…
Giderken, içeri bakmak istedim, “Annen öldü” dediler…
Gözümü açtığımda dip odadaydım…
Ömer, Emine ve ağabeyim oturuyordu.
Yer sofrası kurulmuş, boş tabaklar duruyordu.
Ağabeyim ağlıyor, Emine bana bakıyor,
Ömer, tabakla oynuyordu…
Ölüm nasıl bir şeydi o yaşımda bilmezdim.
“Annen ölecek” deseler, hiç ihtimal vermezdim.
Babamı kimse dövemez, annem ölmezdi!
Şimdi iyi biliyorum ama,
On yaşında bir çocuk, bunu asla bilmezdi!
………..
Babam yan komşudaymış…
Erkekler orda toplanmış!
Koşup gittim yanına,
Anlam veremediğim bu olup bitenler adına,
Belki, anlamlı bir şeyler söylerdi bana…
Derin derin çekiyordu sigarasını
Ve yere bakarak, eliyle çeviriyordu kül tablasını…
“Baba, annem öldü mü?” dedim,
Nemli gözleriyle gözüme bakıp,
“Yemek yedin mi?” dedi…
Belki söylemek istemedi, belki de söyleyemedi…
Sigarasını çekerken, başını yeniden önüne eğdi.
……….
Sabaha kadar biri girip biri çıktı misafir odasına…
Çok dinledim, hiç benzer ses yoktu annemin sesine.
Göremedim ama yudular, yıkadılar,
Kefenleyip, annemi bir tabuta koydular…
“Gidiyor musun Anzılham?” diye ağlarken babam,
Annemi, bahçe kapısından çıkardılar…
…………..
Cenazeden sonra gelen giden çok oldu.
Bir ay sonra, herkes birden bire yok oldu…
Ömer altını ıslattı, bezi bağlanmadı.
Emine’nin saçları hiç taranmadı.
Başımı okşayan, beni seven olmadı…
Ağabeyim, ağabeydi, o günden sonra bir daha ağlamadı…
………….
On dokuz yaşımda evlendirdi beni babam.
Karım, can kuşum, evimin yıldızı,
Yirmi yaşımda kucağıma verdi, nur topu gibi bir kızı…
Kızım, eylülün on dördünde doğdu.
Babam, adını Anzılha koydu…
Ben “annem” dedim, babam “Anzılham”…
Oturup ağladık hasretten, mutluluktan…
…………..
Yıllar böyle geçti, böyle geçecek sandım!
Yirmi yıl önce, on yaşımdaydım…
İlk mektebin 3/A sınıfındaydım.
Şimdi kızım on yaşında 3/A sınıfında.
Çakılıp kaldı evin giriş kapısında…
Ben, yan komşuda!..
Annesi, karım, can kuşum, evimin yıldızı,
Misafir odasında…

Tayfun ÜNAL

petibor33
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
44 yaşında / Bayan
Bakırköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 11
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 28.03.2015 01:44



DEMEM O Kİ..

Şimdi ben burda yokum,
Bir fırtınanın kuyruğuna takılıp,
Korkularımın savrukluğunda kayboldum..
Beni yalnızlığına çağıran,
Rüzgarın, sürgünlerindeyim..
Bilmediğim gamları yüklendim, omuzlarıma...

Şimdi ben burda yokum,
Ay ışığı vuruyor odama..
Masamın üzerinde bir kaç parça acıya dokunuyorum..
Onlara dokundukça, sanki kalbimi didikliyorum,
Bir mahşer yalnızlığı sızıyor karanlığıma,
Özlemlerim yanıyor, ay Işığında...

Şimdi ben burda yokum,
Aynanın karşısında ki ben,
Hesaba çekiyor aksimi, susuyorum..
Artık savunmuyorum kendimi,
Çünki her gidenin, kimsesizliği bende kaldı..
Bilmiyorum ki , gitmeden önce söyleselerdi,
Hiç düşünmeden toplar, götürüp bırakırdım,
Her birini...

Şimdi ben burda yokum,
Görünüp, görünüp kaybolmakta yoruyor insanı,
Düştüğüm her boşluk, beni bana küçültüyor sanki..
Kapatıp gözlerimi, yokluğumu dinliyorum..
Daha neyi anlatayım kendime ?
Her rutubet, küflü bir yağmuru,
Ve her kayıp yürek, acıyla ödenmiş bir ayrılık taşır..

Yani demem o ki..
Şimdi ben burda yokum...!


27/03/2015

F.K

boynet
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
42 yaşında / Erkek
Kadıköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 15
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 13.02.2016 20:49


edip cansever`in siiri..

adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kaseye çiçekleri koydu
sütünü yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini çıkrık sesini
ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
üç ker üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu uyanıklığını koydu
tokluğunu açlığını koydu.

masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandu durdu
adam ha babam koyuyordu.


[1] [2] [3] [4] [5]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan